3 Temmuz 2019 Trento-Brixen Yüz km. uzanan bir bisiklet yolu, papatyalar, menekşeler, elma bahçeleri ve gürül gürül akan Adige nehri, kafein düşkünü ekip, yağmur altında bisiklet sürüş, Anıl’ın doğumgünü

Yüz km. uzanan bir bisiklet yolu, papatyalar, menekşeler, elma bahçeleri ve gürül gürül akan Adige nehri

Bu sabahki rutinlerimiz aynı idi. Sabah kalkar kalkmaz bavul hazırlama, kahvaltı yapma, otelden çıkış, otobüsle kamp alanına gidiş, sonra da

bisikletlerimizi alıp ekiple buluşmak ve yola çıkış…

Planımızsa toplu sürüş idi. Hakan ve benim dünden fazlasıyla yorgunluğumuz vardı. Yaramazlık yapmış da uslanmış çocuklar gibiydik anlayacağınız. Ekibin geri kalanı da her zamanki uyumunda, son işlerimizi yapıp yola koyulduk.

Kamp alanından çıkar çıkmaz şehir içindeki bisiklet yollarına girdik. Şehirden çıkışımız 1-2 km.mizi aldı. Çok geçmeden Adige nehrinin yanında uzanan bisiklet yolunu bulduk ve kuzey yönüne doğru ilerledik. 

Bisiklet yolunu “bisiklet yolu” diye adlandırmak haksızlık. Nasıl ki şehirler arası yoıllar kendi içlerinde sınıflanırlar, otoyol, duble yol, gidiş-gelişii yol vb. Bu bisiklet yolu daha öte sayılır. Hani derler ya bunda iyisi Şam’da kayısı! Bundan ötesi olsa olsa duble yol olurdu! Kesintisiz akıp giden kilometrelerce bisiklet yolu…

Daha ötesi, bisiklet yollarının konumları. Bu yolu nehrin yanına konumlandırmışlar. Nehir deyip geçmemek gerek. Adige nehri enlemesine sanırım 50 mt.yi bulan bir genişliğe sahip. Güçlü bir akıntısı da olduğu gözleniyor. Çevresine bereket taşımış belli ki. Her yerde elma bahçeleri, üzüm bağları, yeşillik, çiçekler ve kuş sesleri. Bazı yerlerde otoyolların yakınında seyrediyorken nehrin sesini duyma güç olabilir. Ancak bisiklet yolları ve nehir otoyoldan uzaklaştıkça nehrin sesinin ne kadar da güçlü olduğunu anlıyor insan.

Biz yol aldıkça bu güzellikler içimize nefesimizi çekercesine çekmeye çalıştık. Bununla birlikte harcadığımız efor, günlerce bası altında kalmış popolarımız, ayaklarımız da bize başka iç sesler ile sesleniyorladı, duymazlıktan gelemeyeceğimiz. 

Kafein düşkünü ekip

Ekip bir süre sonra bir kahve molası vermeyi istedi. Kahve molası deyince Türkiye’de başka şeyler gelir akla. İtalya’da ise kahve! Espresso, americano, cappucino… Ekipte herkes de bu kahvelere bayılıyor, dahası kahvesiz yapamıyor; ben hariç! Bense çay düşkünüyüm. İnce belli bardaklarda tavşan kanı çayı karşımda bulduğum anlar yaşamımın sevinçli anlarındandır.

Gelgelelim, canım ülkemin dışında bu çayı bulmak çok zor. Sallama çay ile idare ediyorum. Onu da her kafede bulamıyorsunuz.

Neyse, kahve molamızı tamamladık ve yeniden yola koyulduk. Bir süre tempolu ve peloton tarzında gittik. Yolda çok hafif tırmanış vardı. Zorlanmaksızın yol aldık. Ta ki öğle saatlerin dek. Acıkmıştık. Bir pizzeria bulduk, bisikletlerimizi de güvenli bir yere koyabildiğimiz. Meğer restoranın sahipleri ve çalışanları Türkmüş. Daha da keyifli oldu. Pizzalarımızı ve tatlılarımızı yedik. Üstüne de demli çay içebileceğime dair bir umuda kapılmıştım ki, boş umut çıktı! Ne yapalım.Birkaç gün daha çaya hasret kalacağım. Sonra memlekete döner dönmez demlisinden bir çay içerim.

Yağmur altında bisiklet sürüş

Biz yemeğe oturmak üzere iken hafiften yağmur yağmaya başlamıştı.Yemek sırasında sağlam yağmur yağdı. Sonra kesildi. Yemekten kalktığımızda şeker Ali, Anıl & Hüseyin ile Sait yolculuğun geri kalanını trenle yapmaya karar verdiler. Eh, 60 km. bisiklet sürmüşlerdi. Yağmur da süreceğe benziyordu. Ben de Şefik’e sordum: “Ne dersin? Biz de trenle mi gitsek?” Şefik kararlı bir şekilde bisikletle devam edeceğini belirtince ben de aynısını yapmaya karar verdim. Şefik ile daha sonra konuştuğumuzda, “önceki yıllarda bu tür bir fırsatı (yani trenle yolu tamamlama fırsatını) hiç kaçırmazdım” dedi. 

Trenle gidenleri haklı çıkaracak kadar değilse de sonraki 20-25 km boyunca yağmur yedik. Gerçi bu yağmur “ahmak ıslatan” türünden sayılabilir; ne de olsa hiçbirimiz ıslanmadık! Belirtmeliyim, bu doğaya yağmur öyle de yakışıyor ki…

Ekip bir kahve molası daha verdi. Bisiklet yolu yanında yer alan sempatik bir kafe. Ekip kahvesini içti. Ben de soğuk su!

Sonrasında yağmur kesilmişti. Nehir boyunca güzellikleri içimize sindirmeye çalışarak, sık sık fotoğraf çekmek için durarak bugünkü 106 km.lik sürüşümüzü tamamladık. 

Anıl’ın doğumgünü

Anıl ile birçoğumuz GBI Avrupa 2016 etkinliğinde tanıştık. Çok tatlı, yumuşak başlı, zordan kaçmayan, ekiple hep uyumlu, destekleyici bir arkadaşımız. İyi ki doğmuşsun Anıl. Nice mutlu yılların olsun.

Yazan: Mazhar Çelikoyar

Yola çıkmak üzereyiz

Adige nehri. Tertemiz, berrak ve gürül gürül akıyor

Hava kapatmaya başlıyor. Az sonra yağmur başlayacak ve şeker çocuklar kaçacak. Biz ıslanarak ve biraz da çamur olarak devam ettik

Erkan’ın arka lastiği patladı. Çözümü Ali buldu. Pompa da Mazhar’dan

Brixen gecelerine bisikletleriyle akanlar

Bacakları germek gerek

Ekibin hep neşesi yerindeydi

Köprülerden ço geçtik. EN çok da tahta köprülerden

Hep sürdük bisikletlerimizi

Hüseyin’den selfi; arkadan gelense Sait

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir